İletişim Bilgilerini Görüntüle
etiler en iyi psikolog
en iyi psikolog

Zihnin İçinde Bitmeyen Bir Döngü: Nevrotik Obsesyon Üzerine

  • Anasayfa
  • Blog
  • Zihnin İçinde Bitmeyen Bir Döngü: Nevrotik Obsesyon Üzerine
Nişantaşı psikolog
Bakırköy psikolog

Zihnin İçinde Bitmeyen Bir Döngü: Nevrotik Obsesyon Üzerine

emdr

Bazen insanın zihni, kendi içinde kapanmayan bir kapı gibidir. Aynı düşünce defalarca gelir, gider, yeniden gelir; sanki tamamlanmamış bir iş varmış gibi kendini hatırlatır. Oysa dışarıdan bakıldığında ortada çözülecek somut bir problem yoktur. Yine de zihin, ısrarla o düşüncenin etrafında dolanır. İşte bu, çoğu zaman fark edilmeden yaşanan nevrotik obsesyonun kendisidir.

İnsan genellikle bunu “çok düşünmek” olarak tarif eder. Oysa mesele düşüncenin fazlalığı değildir. Asıl mesele, düşüncenin bırakılamamasıdır. Çünkü o düşüncenin içinde yalnızca bir fikir değil; aynı zamanda tahammül edilmesi zor bir belirsizlik, kontrol edilemeyen bir ihtimal ve çoğu zaman yüzleşilmek istenmeyen bir duygu saklıdır. Zihin bu duyguyla doğrudan temas etmek yerine, onu düşünceye çevirerek yönetilebilir hale getirmeye çalışır. Bu yüzden kişi, aslında bir sorunu çözmeye değil; hissetmekten kaçındığı bir şeyi kontrol etmeye çalışır.

Nevrotik obsesyonun merkezinde çoğu zaman güçlü bir kesinlik arayışı vardır. Kişi, içten içe “ya yanlışsam” sorusunu taşır ve bu sorunun yarattığı huzursuzluğu ortadan kaldırmak için düşünmeye devam eder. Fakat burada gözden kaçan bir şey vardır: Zihin bu soruya cevap aramaz; tam tersine, bu sorunun kendisini canlı tutar. Çünkü kesinliğe ulaşmak mümkün değildir ve mümkün olmayan bir şeyi aramak, düşüncenin kendisini sürekli yeniden üretir.

Bu döngü zamanla kişinin yaşam alanını daraltır. Çünkü artık mesele yalnızca bir düşünce değildir; düşüncenin yarattığı hisle baş edememektir. İnsan, o düşünceyi çözmeden rahatlayamayacağına inandıkça, zihnin ürettiği her yeni ihtimali ciddiye almaya başlar. Böylece düşünce güç kazanır, kişi ise giderek yorulur. Bir süre sonra şunu fark eder: Artık düşüncelerine sahip değildir; düşünceler ona sahiptir.

Oysa burada kırılması gereken yer, düşüncenin içeriği değil, ona verilen önemdir. Çünkü bir düşüncenin zihinde belirmesi, onun doğru ya da anlamlı olduğu anlamına gelmez. Zihin, çoğu zaman ihtimaller üretir; özellikle de kontrol edemediği alanlarda. Ve kişi bu ihtimalleri susturmaya çalıştıkça, zihin onları daha güçlü bir şekilde geri getirir.

Belki de ilk kez şu ayrımı yapmak gerekir: Her gelen düşünce, üzerine düşünülmesi gereken bir gerçek değildir. Bazı düşünceler yalnızca zihnin geçici üretimleridir. Onları çözmeye çalışmak yerine, onların varlığına izin verebilmek; onları takip etmeden, peşine düşmeden bırakabilmek, döngünün zayıfladığı ilk noktadır.

Nevrotik obsesyon, çoğu zaman güçlü bir zihnin, belirsizliğe karşı verdiği aşırı bir mücadeledir. Kişi, hayatın kontrol edilemeyen doğasına karşı zihinsel bir düzen kurmaya çalışır. Fakat bu çaba, giderek daha fazla kontrol ihtiyacı doğurur ve kişi, rahatlamak için yaptığı şeyi sürdürdükçe daha fazla huzursuzluk yaşamaya başlar.

Bu yüzden bazen iyileşme, cevap aramayı bırakmakla başlar. Çünkü insan zihni her şeyi çözmek zorunda değildir. Bazı şeyler anlaşılmaz kalabilir ve buna rağmen hayat devam eder. Ve belki de en gerçek rahatlama, zihnin söylediği her şeyi ciddiye almamayı öğrenebildiğiniz o anda ortaya çıkar.


Psikolog Ömer Kurt

TASARIM ve KODLAMA : YRC Bilişim