İnsanın hayatında bazı dönemler vardır; günler birbirine benzemeye başlar. Sabahlar gelir, işler yapılır, insanlar görülür, konuşmalar sürer. Dışarıdan bakıldığında hayat yerli yerindedir. Ama insan, kendi içinde küçük bir eksilmeyi fark etmeye başlar. Eskiden iyi gelen şeyler aynı yere dokunmaz olur. Sevilen bir şarkı çalar, bir masa kurulur, uzun zamandır özlenen insanlarla bir araya gelinir; yine de içeride bir boş sandalye hissi kalır.
İnsan önce bunu anlamlandıramaz. Ne eksildiğini bulmaya çalışır. Daha çok hareket eder, daha çok oyalanır, biraz daha çabalar. Fakat bazı yorgunluklar dinlenmeyle geçmez. Çünkü beden yorulduğunda uyku ister; ruh yorulduğunda ise uzun süre fark edilmeyi bekler.
İnsan uzun süre stres, baskı, kırgınlık ve belirsizlik içinde yaşadığında beyin çalışma biçimini değiştirebiliyor. Organizma önce güvenliği sağlamaya yöneliyor. Tehlikeyi tarayan sistemler daha fazla çalışırken, haz ve ödül süreçleri geri planda kalabiliyor. Kronik stresin, dopaminle ilişkili ödül sistemlerinde değişimler oluşturabildiğini gösteren çalışmalar var (Baik, 2020).
Bu durum bazen insanın dünyayla bağını değiştiriyor.
Eskiden iyi gelen şeyler aynı etkiyi bırakmıyor. Kahvenin tadı değişmiyor, müzik aynı müzik, manzara aynı manzara… Ama insan o manzaraya artık eski gözleriyle bakamıyor.
Bilimsel literatürde buna anhedoni deniyor; kişinin daha önce keyif aldığı şeylerden giderek uzaklaşması, onlarla arasındaki duygusal temasın zayıflaması. Araştırmalar, uzun süreli stres yükünün beynin ödül sistemini etkileyebildiğini ve keyif alma kapasitesinde azalma yaratabildiğini gösteriyor (Treadway & Zald, 2015).
Belki insanın en büyük yanılgılarından biri burada başlıyor. Çünkü neşeyi aramaya koyuluyor. Oysa neşe çoğu zaman aranan bir şey değil, ortaya çıkan bir şeydir.
İnsan kendini yıllarca güçlü tutabilir. Kırgınlıklarını erteleyebilir. Yorulduğunu fark etmeden yaşayabilir. Sürekli ayakta kalmaya çalışan insanların çoğunda bir nöbet hali oluşur. Ve insan, uzun süre nöbet tutarsa manzarayı izlemeyi unutur.
Belki mesele neşeyi bulmak değildir.
Belki insanın kendine dönüp, hayatın bir köşesinde sessizce biriken yükleri fark etmesi gerekir.
Çünkü bazen kaybolan şey neşe olmaz.
Bazen insan, uzun zamandır dinlenemiyordur.
Psikolog Ömer Kurt
Copyright © 2024 Uzman Klinik Psikolog Ömer Kurt
YRC Bilişim